Anasayfa     |    Hakkımızda     |    Künye     |    Yayınlar     |    Dergi Arşivi     |    Temsilciler     |    Abonelik     |    Bağlantılar     |    Galeri     |    İletişim
    ,
 
 

 



Öğretmenler Günü Yanlışları

Bu yılki öğretmenler günü gene kamuoyunun öğretmenlere saygıyı dile getirmesine vesile oldu. Eğitim sendikaları beklendiği gibi genellikle öğretmenlerin ne kadar aç ve sefil olduğunu dile getirdiler.

Öğretmenlerin toplumdaki yeri ve eğitimin nereye götürüldüğü arka planda kaldı.

Öğretmenler günü nedeniyle yapılan yayınlarda bu yıl da iki yanlış ön plana çıktı.

Bunlardan biri şudur: Türk Eğitim Sen’in bir anketinden öğretmenlerin yüzde 72’sinin ek iş yaptığı ortaya çıkmış. Bilginin doğru olmasına kesinlikle ihtimal yoktur. Yıllar önce de bu rakamlar ortaya atılıyordu. 1990’da ve 1999’da onar yıl arayla ülke çapında yapılan ve Öğretmen Dünyası’nda, gazetelerde de yer alan bir araştırmamıza göre öğretmenlerin ancak yüzde 15-16’sı ek iş yapmaktadır. Aradan geçen 9 yıl içinde 5-6 misli daha çok öğretmenin ek işe başlaması mümkün değildir. Öğretmenlerin ne kadar ek iş yaptığı okullarda yapılacak küçük bir gözlemle de ortaya çıkabilir. Nitekim Eğitim-Sen İstanbul 2 Numaralı şubesi, yeni yaptığı bir araştırmada bu oranı yüzde 22 olarak bulmuş.

Az maaş alıyorlar diye öğretmenlere acındırma politikası gütmek, sonunda onların saygınlıklarına indirilmiş bir darbedir. En az yüzde sekseni öğretmenlikten başka bir şey yapmayan öğretmenler için piyasada zaten iddia edildiği kadar iş de yok.

24 Kasım’da öğretmen sendikalarının yaptığı ikinci yanlışlık da öğretmenlerin, çocuklarının öğretmen olmasını istemedikleridir. Bu kez Radikal gazetesinde “Çocuğum Öğretmen Olmasın…” (25 Kasım) manşetiyle yayımlanan bu habere göre, Eğitim-Sen’in sözü edilen şubesinin araştırmasında bu meslek mensuplarının yüzde 47’si çocuğunun öğretmen olmamasını istemediği ortaya çıkmış…

Bu rakamın doğruluğu veya yanlışlığı konusunda bir şey söylemeyeceğiz. Ne var ki, bunu öğretmenlerin sefaletine değil, bazı öğretmenlerin yaptıkları işi sevmediklerine yorumlamak gerekir. Böyle bir duygu öğretmenliğin düştüğü durumu göstermesi açısından üzücüdür. Öğretmenlerin yarıya yakınının bu mesleği sevmemesinin, çocuğunun öğretmen olmasını istememesinin nedeni kendi mesleklerini küçümsemesidir. Onlar bu mesleğin ne kadar onurlu bir meslek olduğunun farkında değillerdir. Gözleri daha paralı mesleklerdedir. Kendi değerlerini de yaptıkları işle değil, aldıkları maaşla ölçmektedirler.

Aldığı maaş ne olursa olsun iyi öğretmen, mesleğiyle övünç duyar ve “aman çocuğum öğretmen olmasın” diye bir düşünceye kapılmaz. İyi öğretmen “Dünyaya yeniden gelseydim gene öğretmen olurdum” diye düşünür.

Meslektaşımızın mesleklerinin saygınlığı konusunda esaslı bir eğitime muhtaç olduğu görülüyor.

Biz boşuna demiyoruz “Öğretmenlik ruhu zayıflıyor. Böyle giderse geleceğimiz karanlık” diye.

Bereket versin öğretmenlerin yarıdan çoğu “Çocuğum öğretmen olmasın” demiyor. Mesleğimizden hâlâ umut var.

Zeki Sarıhan
Ulusal Eğitim Derneği Genel Başkanı














 














 
 

Ercan TEKİN    2006 ®